You are currently browsing the daily archive for Ocak 8th, 2007.
1
Gün kaybolur, ay doğar.
Canım,
Benim kaybolan güneşim de, doğacak olan dolunayım da sensin.
İlk defa bu sabah, uzun zamandır kaybolan sabah güneşini doğarken gördüm. Hüzünlüydü ve “günaydın”sızdı. Yüreğim kabardı, ağladım. Yapayalnızım.
Yunus’un övdüğü, o şerefli aşığın, maşuku için gösterdiği cesaret de yok bende. Sevdiğim için ala şafakta kendi ipimi, boynuma takıp çekemedim. Seni düşündüm.
Daha önceleri o “genç kız”a, şimdi de sana çektirdiklerimin derecesini asla ölçemem. Zaten yaptıklarımın ölçüye sığacak bir tarafı da yok. Ölçüsüzlük, kişiliğimin bir parçası. İkizler Burcu’nda doğduğuma pişmanım. Katlandıklarının cezasını, öbür tarafta bile asla ödeyemem. Bu yüzden de; “Allah’ım!” diye dua ediyorum. “Cehennemini benimle doldur. Yanmak, benim hakkım. Ama ne olur, başkaları da benim yaptıklarımın benzerini yapmasın. Onları önle, cehenneminde sadece ben kalayım.”
Bana söylediklerin az bile. Son mektubunu yazarken, kim bilir ne kadar ağladın, gözyaşlarını döktün sicim sicim? Üstelik kimselere göstermeden. Şimdi ben de öyleyim. Göz yaşlarım sel, yüreğim dalga dalga gidip geliyor. Zindan gibi günlerdeyim. Yüreğin soğuyacaksa, işte yüzüm, bağır çağır. Diline ne geliyorsa söyle. Sözünü kesmeden, seni dinleyeceğim. Hiç olmazsa kulaktan kaparım diye.
Canım,
Çekip gitmek kolay değil. Hele şimdi gitmem isteniyorsa da, gitmeyeceğim.
Söyler misin bana, ama bütün kalbinle söyler misin bana: Gitsem, yolunun üstünde durmasam, bahçendeki sincaplara, pencerene konan kırmızı kuşlara, Kanada kazlarına ne söyleyeceksin? Üzerinde ikimizin resmi bulunan dolunaya nasıl bakacaksın? Ya kara zeytini, sofrana koyabilecek misin? Uğruna evet dediğim beyaz şarabı, A….. akşamlarında “Şerefe!” diyerek, başkasıyla mı kaldıracaksın?
Ben saatimi, sana göre ayarlamıştım. Geri dönmeyecek, o ayarı asla düzeltmeyeceğim.
Söyler misin bana, şiir yazmayı terk edebilecek misin?
Üzgünüm!
Şiirlerinle yakaladığın nefis olgunluğunu, bir çırpıda elinin tersiyle itecek misin? Hem senin, hem benim şiirlerimde; birlikte yazdığımız bu şiirlerde, yapacaklarımız da yazılıydı. Peki, şimdi sen ne yapacaksın? Kış günü, W… sokaklarında sevdalın yüzünden ceketsiz dolaştığını unutabilecek misin?
Dayanabilecek misin?
Üzgünüm!
Seni allak bullak etmiş olmamı, asla affedemem. Aptallığıma ver.
Sakın … gururumu bilirsin deme. Bilirim.
Ama gurur denen şey: Yedi başlı belâdan başka nedir? Ve biz ikimiz, gurur yüzünden çekmedik mi? Daha da çekelim, çektirelim mi?
Ben de gurur murur yok. Yolunun üstündeyim. Çiğne çiğneyebildiğin kadar beni, çiğne!
Ölsem yeğdir ama, beceremiyorum.
Gördün mü ne kadar beceriksiz biriyim?
Ne olur eğit beni, öğret bana. Senin dostluğuna, sıcak satırlarına, ilham veren sözlerine, tadı Kevser olan mısralarına ihtiyacım var benim.
Sonbaharımızda birbirimize çektirmeyelim. Yaşadığın kahrolmasıca zamanları biliyorsun sen. Neler çektiğini biliyorsun sen. Ben de sağır zamanlardan çok çektim.
Söyler misin, daha çekelim mi?
Ne olur gurbette yârsiz yaşamayı, marifet sayma.
Hüner, affetmektir…
Gururum deme. O yedi başlı belânın eline düşme.
Ağlamayı, göz yaşı dökmeyi yeniden öğrendim.
Biliyor musun?
Günaydın canım, güneşim.
28 Agustos 2006
Oyhan Hasan Bıldırki




