You are currently browsing the daily archive for Ocak 9th, 2007.
1
ÇİLE KAPILARIM BİR TÜRLÜ KAPANMIYOR
Sensiz günlere alışırım desem de,
Sakın inanma, yalan!
Yüreğimde dinmez bir şarkısın sen;
Ben seni unutamam!
Yüreğim Ergenekon’da şimdi,
Kederimi eritecek demircisini bekliyor.
Zaman denen felâket,
Buna izin vermiyor.
Bir o yana, bir bu yana koşmuşuz
Deli taylar gibi…
Sevdiğim hangi taşın altına gizlenmiş?
Kör olası talihim, marifet gibi…
Aylardan ağustosu sevmiyorum artık…
Bir de haziranı, bir de kasımı!
Nedense doğacak zaman bulamamışız;
Bir de yakacak başka birini!
Ebedî hasretim, kutup yıldızım,
Zamanla yarışmışız sanki…
Ben kaçmışım, sen kovalamışsın
Kader denen zalim de ikimizi!
Yanardağlara atsalar beni,
Gözlerine hasret gözlerimin yaşı kurur mu?
Eski bir resimde silik fotoğraflar gibi,
Sevdamızı yüreğimize gömmek olur mu?
Yüreğimde en zamansız sel baskınları,
Yollarıma kilit üstüne kilit vurulmuş…
Çile kapılarım bir türlü kapanmaz;
Kördüğüm ömrüm çözülür mü?
Yaralıyım, dermanım sensin,
Yalnızlığıma ortağım sensin!
Kutup yıldızındaki umudum;
Yine sensin, yalnız sensin!
Sakın ağlama, sakın sen ağlama
Melek ve Şehzade’yi vuran benim!
Kalplerinin tam ortasında bir diken gibi;
Yapışıp kalan benim!
Günler bir tutam, zaman kurşun gibi ağır…
Bir saza tel diye gerselerdi yüreğimi,
Ödeyemezdim günahımın kefaretini;
Anla beni!
Sensiz günlere alışırım desem de,
Sakın inanma, yalan!
Yüreğimde dinmez bir şarkısın sen;
Ben seni unutamam!
1 Eylül 2006
Oyhan Hasan BILDIRKİ
2
Önümüzdeki günlerde birbirimize “Merhaba!” diyecektik.
Ne büyük bir hayâl?
Kendimi affedemem ben.
1 Eylül 2006
Oyhan Hasan BILDIRKİ
3
Günaydın!
Sana büyük bir merhabayla döndüm ben! Bir dost, bir yalnızlık ışığın olarak. Süpürge savurdum o on yılın üstüne, azap dolu yıllarla dolu olan… Sen değildin sanki beni buna zorlayan! Affettim ve arkadaşın olarak yanındayım ömür boyu… Buna da şükür! Ya kinlerim, öç duygularım tekrar alevlense, seni yok etse, mutsuzluk dağının başında hiçbir mekan bırakmasaydı? Daha mı çok isterdin bu senaryoyu?..
Buna da şükür!
Ben bunu şöyle görüyorum. Ben senin peşinde koşarken, sen başka şeylerin peşinde koşmuşsun ömür boyu… Umarım aradığını bulmuşsundur.
Ben de Allah’ın mutlu kuluyum çünkü. “Uyan!” dedi Allah, bir on sene sonra uyandım ve kendime kavuştum. Sonra da öyle kuruyup solan, yalnız kalan biri olarak yaşamadım. Tanrı’ma şükür!
Bana o on yılı unutma gücü verdiği için, beni intikam hislerinden uzaklaştırdığı için, Tanrı’ma şükür beni eski halime döndürdüğü için!
Şükür Tanrı’ya; bunları unuttum ve dostunum, yanındayım.
“Hee!” desen duyarım…
1 Eylül 2006
PAPATYA
4
Yağmurda rahmet vardır… İnşallah yetişmişsindir işine.
Yanındayım desem, inanmazsın. Gerçekten yanındayım.
Sevgilerimle…
1 Eylül 2006
Oyhan Hasan BILDIRKİ
5
Ahh şairim, Ahhh!
Sağ salim vardım ofise. Önce sana yazıyorum. Ziyaretleri iptal ettim. Araba sürmek yasak bugün. Rüzgârın hızı 15 milde ama hız yükselecek, çıkacak. Yollar su doluydu. Bazı yerleri su bastı. Bizde acil durum görevlisi olanların cep telsizlerine alarm, otomatik gelir. Dün gece üçte ben bu mesajı almıştım, erken çıktım yola. Ne düzen değil mi?
Nasılsın dostum? Gözlerim aradı seni pencerede dün gece. Herhalde yoruldu, uyudu dedim. Sen hariç, İngiltere ve İtalya, bilhassa Türkiye’deki dostlarım, hepsi beni buldu ama sen yoktun…
Gece 11’e kadar dayanabildim… Sabah da mesajını gördüm ama üzüldüm. Saatin doğruysa bana nasıl ulaşamadın? Anlamıyorum…
Her neyse bahtiyar olmanı ve huzur bulmanı diliyorum sevdiğinle artık. Çünkü buna ihtiyacın var… Kitap dizim işi ne oldu anlat? Ne kadar isterdim seni dinleyeyim şiir okurken dernekte. Birde güzel kritik yapardım, iyi ki yokmuşum…
1 Eylül 2006
PAPATYA
6
İkizinin kelebeğini bulmuşsun… Seni bilmez miyim ben? Falancanın kırmızı pabucu var diye, beni İzmir’lere göndermiştin sen. Söylemek istediğim bu değil… Seni merak ediyorum, nasıl döneceksin diye? Dizgi işi, basılacak bir kitabı tezgaha almak ve son noktayı koymak. Henüz başlamadım daha. Evet dediğim kitaplar, ses getirdi. En az yazarı ya da şairi kadar emek veriyorum onlara ben. Fena sayılmayacak bir ücret de alıyorum. Nasıl olsa parmaklarım yazmaktan üşenmiyor. O dünyaya dalınca, kalbimdeki ve kafamdaki dünyadan az da olsa uzaklaşıyorum.
Sen de şiir yaz… Bir değmeze yazdığın şiirlerinin beğenildiğini biliyorum. Gerçekten çok güzel onlar. Ah, anlattığın da öyle olsaydı.
Yanımda olmanı bilmek, en büyük bahtiyarlığım. Yalnızlığımı ömür boyu paylaşacağını söylemiş olman, ilacım.
Seninleyim canım…
Şiiri almadın mı, sakın?
1 Eylül 2006
Oyhan Hasan BILDIRKİ
7
YAZIKLAR OLSUN BANA!
Seni bir ayakkabı için İzmirlere sürüklemişim ama bir türlü “…’ya” çekememişim nedense? Ne dualar etmiştim o zaman, neler yazmıştım? Günüm sana haykırmakla başlar, gene öyle biterdi. Yalnız ve soğuk “B…..” gecelerinde ben üşürken, hep gelecek diye avuturdum kendimi… Nasılsa atlattım o hummayı ben? Ve ayaklarımın üzerine basıyorum… Kendi işimde, gücümdeyim.
Şiir yazmaktan uzaklaştım, beni etkileyen yok şu anda. Gene yalnızlığıma döndüm. Hayat su gibi akıyor sağdan soldan, gelişigüzel… Bana verilen rolü başarmaya çalışıyorum. Başardığımı sanıyorum, bu hayat sahnesinin içinde…
Biliyor musun Oyhan, senin kendine mahsus bir odan olmalıydı, yazı odan. Seni böyle bir baskı dükkânının başında, baskı işleriyle uğraşırken görüyorum. Ne kadar sevinçli, başarılı ve genç kalırdın? Üstesine kendini kalemine yüklemeliydin… Sende kabiliyet var, destek yok bence sadece…
Unutma son sözümü. Sana; “Ellerim yüzünde, küçük ve küt parmaklarımla gözyaşlarını kurutuyorum!” demiştim.
Sözümdeyim!
1 Eylül 2006
PAPATYA



