You are currently browsing the daily archive for Ocak 12th, 2007.
1
Susuzluğumu anladın, bütün bulutları bana gönderdin bugün. Güneşle gelen “merhaba”nı aldıktan sonra, önce birkaç bulut, sonra diğerleri gökyüzünü kapattılar. Selamını taşıyan güneş, görevini unutur mu hiç? Süvarilerini bulutların arasına salmış, yer yer ışıklarını düşürmüş.
Say ki, güneşle bulutların cengi var.
Say ki güneş, “günaydınlar”ını ya da “merhaba”larını yağmura yakalatmamak, ıslatmak istemiyor.
Say ki bulutlar, susuzluğumu bastırmak için, güneşin önünü kesiyor.
İkisinde de görevlerini yerine getirmenin telaşı var. Bıraksam, kapışacaklar.
Oysa el ele verseler, susuzluğumu dindirecekler, kalbimi alacaklar, görevlerini de yapmış olacaklar.
Ama bu ince noktayı anlayan kim?
Beklediğim yağmur mu?
Henüz toprağa değmedi.
18 Eylül 2006
Oyhan Hasan BILDIRKİ
2
Bir sürpriz olsun…
Gözlerine inanamayasın. Papatyaların dağa nispet yaptığı yamaçta beni bulmuşsun, yanaklarım alev alev! “Neden alev alevsin?” diyorsun… Olsa olsa yamaca tırmanmaktandır, değil mi?
Güneş battı batacak, akşamın kızıllığı gözbebeklerinin içinde. “Sakın, sakın gene o iki kelimeyi söyleme ansızın.” diyorum titreyen bir sesle ama sen duymuyorsun sanki. Elinde bir demet papatya, bana uzatıyorsun. Bir tanesinin tek tek yaprak falına bakarken, nedense her kopardığında dilinde aynı söz: “Seviyor, seviyor, seviyor!” diye yükseliyor.
Gözlerimin içi gülüyor içim kan ağlarken, sıcak bir düğüm boğazımda, kalbim durdu duracak, heyecandan. Güneşin kızıllığı çillerimi daha da aydınlatmış. Birden atılıyorum elindeki papatyaya, “Hayır öyle değil!” diye, imkânı mı var? Ellerimizin birbirine dokunuşu ürkütüyor ikimizi de. Aynı anda birden yüzlerimizin ifadesi değişiyor. Artık gülmüyoruz; göz gözeyiz.
Belli, on altı yaşında değiliz artık… “Neler yazdın bugün?” diyorum. Cevabın gene senin üslubunda: “Neden değiştirmek istiyorsun mevzuyu? Hadi söyle beklediğimi!” Gözlerin hâlâ gözlerimde.
Kaçırıyorum gözlerimi senden. Ağzımı açıyorum, sesim çıkmıyor, gözlerim kapalı, ellerin sıcacık. Derken akşam rüzgârı esiyor, gene titriyorum. Açınca gözlerimi, bir bakıyorum; ne yamaç, ne de sen varsın.
Rüzgâr hırsını artırdıkça arttırmış ve penceremden girmeye çalışıyor. Sanki bir uğultu var, rüzgârda. Haykırırcasına; “Nerdesin?” diyor…
Bütün gücümle cevaplarken uyanıyorum….
18 Eylül 2006
PAPATYA




