You are currently browsing the daily archive for Mart 2nd, 2007.
1
Bu akşam beyzadem…
Yalnız kaldığım her üç veya beş dakikada seni andım. Andım çünkü selamını aldım, rüzgâr kokunu getirdi derken, akşam oldu. Akşamla bir, bir de dolunay geldi… Dolunay içinde bizim Viyana Valsi yaparcasına donmuş siluetlerimiz…
İçimi bir sıcaklık sardı. Ne kadar isterdim burada yanımda olmanı. Sanırım sen de hissediyorsun bunu…
Dedim ya zamanla savaşıyorum.
Beni de çevrelemişler, durmadan sağımda solumda zamanımı çalanlar, bana gülümseyip beni aldatanlar.
“Nasılsın?” diye sorduklarında, nasıl olduğumu anlatınca dinlemeyenler…
Bendeki yoksulluk değil.
Hapisteyim, altın kafesin içinde, kapısını da altınla lehimlemişler…
Pırıl pırıl bir kafesin içinde ötmesini unutmuş yalnız kuş vardır ya, işte o benim canım.
Bendeki yoksulluk değil.
Öksüzüm yavrucuğum, senin öksüzünüm.
Birazcık zamanım olsa sana kaçıyorum, sığınağıma.
Gözlerimi kapatıp bir üç dakika kendimi yakamozun oraya atıyorum. Çünkü orda sen varsın, ellerin var, benden ayrılmayan gözlerin.
Ve sana uzun zamandır kullanmana izin vermediğim sözlerini fısıldıyorsun gene…
Seni hep öyle hangi zaman dilimi içinde tanıyabildim bir türlü anlamıyorum.
Ama sonra gene uzayan, bitmek bilmeyen zaman çıkıyor karşıma ve savaş başlıyor aramızda bir uzun zaman var canım…
O uzun zamanın içerisinde değişik kişiler bana başka roller vermişler, kimi anam diyor, kimi dostum diyor, kimi komşum, kimi bacım, kimi de kardeşim diye ha bire yükleniyor…
Bıktım artık bu rolleri oynamaktan derken karsımda sacları ak bir Asyalı veya bir Afganlı kadın çıkıyor; “Uzman gel! Benim vaka uzmanım gel, derdime çare bul.” diye sesleniyor.
Ben kendi derdime çözüm bulamamışım ki acaba bana da mı bir vaka uzmanı lâzım diye dalıyorum gene seni düşünmeye.
Seni ikiye bölüyorum
Seni ikiyle, dörtle çarpıyorum
Seni senle topluyorum
Bu Arşimet’in kanununu da geçti!
Hep sen çıkıyorsun karşıma
Arka bahçede, yan sokakta, ana caddede,
Meydanda, yürüyen merdivende, yükselen asansörde
Nerdeysen çık gel!
Zaman artık beni yendi geçti…
1 Mart 2007PAPATYA
2
ALTIN KAFESVarlık içinde yokluk altın kafes
Kalabalıklar arasında yapayalnız olmak
Masmavi gökler altında Kafdağı’nda yaşamak
Günaydınsız sabahlara uyanmak altın kafesAltın kafes konuşacakken susmak
Altın kafes gözlerdeki yapma gülücükler
Altın kafes kışın yanmaktır, yazın donmak
Altın kafes yürek yangınını gizleyen sözcüklerYâr yolunu kesen harami altın kafes
Bir de dalından zamansız koparılan çiçek
Sevgiden uzak saraylar ne dersen de altın kafes
Kerem gibi yananlara fildişi kule demekAltın kafes daha gündüzden geceyi yaşamak
Himalaya’dan düz ovaya inmektir
Altın kafes yaşamadan yaşamak
Yüreğindeki şarkıları tek başına dinlemektir
1 Mart 2007Oyhan Hasan BILDIRKİ




