1
Bahar gelmiş de sana gelmiş, beni sanki hiç yakalamadı.
Ben hâlâ soğuk kışı, sıfır derecenin verdiği melodramayı, depresyonu atıp silkemiyorum üstümden.
Bir sen varsın bunu paylaştığım, diğerleri beni hep sahnedeki rolümde, dudağımda bir gülümseme ile hatırlıyorlar…
Sense sevdalı bakışlarımdan bahsediyorsun, bir de sana verdiğim sönmeyen ışıktan, manevî yönden olan değerimden bahsediyorsun…
Seni ben yaşatıyorsam, seni hapisten ben çıkarmışsam, ben sana baharı getirebildiysem, seni ben dirilttiysem; söyle neden benimle değilsin o zaman?
Bu sabah; “Tut ellerimi, ısınasın!” dedin. Dedin ama nedense bir üşüdüm, bir üşüdüm… Sen onu dedikten sonra sanki daha çok üşüdüm..
Bana sensizliğimi hatırlattın. Bana çaresizliğimi bir daha, bir kere daha yaşattın…
“İstese, beklerdi.” diyorum, “İsteseydi hayatta aynı yolda yürümek için sonuna kadar beklerdi.”
O zamanlar değil de, şimdi beklemeyi yeğ görüyorsun nedense…
Beklemek, beni endişeye boğuyor. Beklemek beni yaşlandırıyor. Beklemek beni girdiğim çıkmaz sokakta sürüm sürüm süründürüyor…
Bazen gene şair dünyanda beni önüne katıp kendini oyaladığına inanıyorum. “Bazen” diyorum, “nede olsa ikizler burcunun oğlu…”
Hani her yerde bir mavi boncuk gösteren, iki hayat yaşayan, biri kendisinin iyi tanıdığı, emin olduğu ortam, diğeri arzuladığı ama bir türlü cesaret edemediği, riski göze alamadığı, yeni hayat…
Galiba ömür boyu da bundan korktun sen!
Önceleri hep seni yalnızlığa iterim diye düşündün. Sonraları; “Yakında değil, gözden ırak olan kalpten de uzaktır.” dedin. Sonraları; “Yaşamak için sobamı yakan, karnımı doyuran biri.” diye tutturdun.
Hep ikinci planının çocuğu olarak kaldım senin dünyanda. Senin şiirlerine duygulanan, senin sözlerini sahiye alan… Ama bazen bir korku içerisinde “Acaba bile bile mi ben de aynısını yapıyorum?” diyen.
Öylesine kuşkulu ve mutsuz bir kışın içindeyim…
Ah, bahar bir gelse! Ama hakiki bahar!
Hani her sabah yanında “Günaydın!” dediğim, her akşam iyi geceleri gözlerinin içine bakarak söylediğim bahar bir gelse!
21 Mart 2007
PAPATYA
2
Ah bahar, çılgın bahar! Gelsen de, gelmesen de inan insanı çıldırtırsın sen…
Yüreğimde deli taylar koştukça koşuyor. Tutmak istesem de, tekine bile yetişemiyorum.
Ah bir yetişebilsem, bir yetişebilsem!..
Saçlarından kavradığım baharı, o delişmen arzularımızın rüzgârını bırakır mıyım hiç?
Yalancı bahar, neden gözlerimi erkenden boyadın ki?
Neden yolumun üstündeki levhaları değiştirdin?
Bizden ne istedin?
İlk çiçeğini gösterdikten sonra, kapanıveren bahara ben de kızıyorum.
Güneşimin önünü kesen bu bulutlar da nerden çıktı? Gökyüzünden başka tutunacak dal mı bulamadılar da gelip başımızda toplandılar, güzelim mavilikleri tek tek yuttular.
Bin bir çiçek, mahzun. İçten içe ağlıyor, türküsüz günlerine yanıyor, kavruluyor.
Yaprak kıpırdamıyor, kalbim daralıyor.
Üşüyorum, üşüyorum…
Ağustos’ta çimdiği suyun buz tuttuğunu gören adam gibiyim.
Donuyorum… Sensizim.
Yalancı bahar, neden gözlerimi erkenden boyadın ki?
Neden yolumun üstündeki levhaları değiştirdin?
Bizden ne istedin?
İki yoldan biri, değil yaşadığım benim.
İki yolumun ikisi de sana çıkıyor.
Umutlarım şahlanıp dal dal çiçek açmasa, kuşlar gibi kanatlanıp uçmasaydı, sensiz hayatın yükünü çekemezdim ben. Yüreğimdeki zindana kapanır, Kafdağı’na geriye dönüşü olmayan yollardan giderdim. Melek ve Şehzade, ne kadar ağlarsa ağlasın; kalbime taşlar basar, aldırmazdım.
Yalancı bahar, neden gözlerimi erkenden boyadın ki?
Neden yolumun üstündeki levhaları değiştirdin?
Bizden ne istedin?
Zamansız sağanaklar peşimi bırakmıyor. Elime yüzüme değen damlacıklar ağlıyor.
Ah bir tanem, gönlümce ıslanamıyorum.
“Hakiki bahar”, ölümsüz umudum.
Cemreler birer birer düşüyor, ilkbaharın büyüleyen yüzene hayat veriyor.
“Günaydın”lı sabahlar, “iyi geceler”li akşamlar; bizim de kapımızı çalacak.
Kalbimi ince ince sızlatan şarkılar dökülüyor dudaklarımdan.
Sessizce mırıldandığım şarkılar.
Sensizlik zor!
Yüreğimde deli taylar koştukça koşuyor.
Koştukça koşuyor…
Yalancı bahar, neden gözlerimi erkenden boyadın ki?
Neden yolumun üstündeki levhaları değiştirdin?
Bizden ne istedin?
22 Mart 2007
Oyhan Hasan BILDIRKİ




No comments yet
Bu makale için yorumlar beslemesi