You are currently browsing the daily archive for Haziran 27th, 2007.

Yörük ali anıtı

      1
      BERABER SÖYLÜYORUZ TÜRKÜMÜZÜ

      Gönlümde gönlündeki ümitler yeşeriyor
      Gecede ve gündüzde hep sen kesiliyorum
      Yıldız yıldız şiirlerime sinen nefes senden esiyor
      Sevda ağacımızın dalına teker teker yerleşiyor
      O ağaçta çiçek çiçek açan ne
      Hikâyemizden ötesi bahane
      Birlikte dönülmez yollara düştük
      Soylu sevdamızın peşine düştük
      Yıldız yıldız şiirlerime sinen nefes senden esiyor
      Gönlümde gönlündeki ümitler yeşeriyor

      Tereddüdün dağları birer birer yıkıldı
      Sevda sahilinde çığlık çığlık seninleyim
      Boz bulanık iki nehrin birleştiği o yerdeyiz şimdi
      Çılgın deniz martılarla beraber şarkımızı söylüyor
      Gözlerime gülümsüyor gözlerin
      Gönlümü tutuşturuyor sözlerin
      Altın günlerimizde el eleyiz
      Güle yangın bülbülün dilindeyiz
      Tereddüdün dağları birer birer yıkıldı
      Boz bulanık iki nehrin birleştiği o yerdeyiz şimdi

      Önümüzde tek yol var avcumuzda yazılı
      Hangi falcı bakarsa baksın onu görüyor
      Dolunayda bıraktık gözlerimizi aşığa el ediyor
      Sevdaya tutkun gönüllerimizi adım adım izliyor
      Sen orda ben burada değiliz şimdi
      Birbirine bağladık gönlümüzü
      Beraber söylüyoruz türkümüzü
      Susturmak kolay mı şu gönlümüzü
      Dolunayda bıraktık gözlerimizi aşığa el ediyor
      Hangi falcı bakarsa baksın onu görüyor
      26 Haziran 2007

      Oyhan Hasan BILDIRKİ

      2
      “Bu sıcaklar da ne, böyle?” demiyorum.
      Biliyorum yangın tarlası gönlümüzle yarışıyor.
      Dilediği kadar yarışsın, çekişsin, kor ateş kesilsin, yine de bizim çığlın gönüllerimizle baş edemez.
      Gönlümüz, sevdalı kalmaya okunmuş.
      Sevdalanmak, yanmak gönlümüzün harcı. Oysa sıcak dediğin, gözlerimizdeki gülücüklere dayanabilir mi? Güneşin baskınına uğramış Erciyes’in karları gibi erimez mi?
      Gönlümdeki ateş, gönlündeki ateşle besleniyor.

      O ateşte kederlerimiz yanıyor, umutlarımız pişiyor. Biri külleşirken, diğeri çiçek çiçek açıyor. Her çiçek bizim için dirilik, her renk damarımızda can. Demek ki ateş, yalnız yakmak için yaratılmamışı. Ateşin yakıcı elbisesinin yanında, besleyip büyüten tarafı da var. İyi ki Ergenekon’daki demirciyi tanımışız. O demirci körüğe bastıkça, filize durmuş umutlarımız çatlıyor, fidandı midandı derken, orman oluyor.
      Umut ormanı… Uçsuz bucaksız.
      Hep bu ormanın yolcusu olabilsek…
      Umuttan umuda geçsek, pişsek.

      “Pişmedik mi?” diyorsun.
      Pişmez olur muyuz?
      İnan Mecnun, bizim katlandıklarımızı çekemezdi. Ferhat, dağları delmeye soyunmazdı. Karacaoğlan bir gurbet gecesinden ötekine geçmezdi. Köroğlu, babasının gözlerinin kapanmasına rıza göstermezdi. Keskin kılıç sahipleri, kınlarını duvardan indirtmezdi. İşin kötüsü göçmen kuşlar, posta tatarlığını bırakırdı.
      Pişmedik mi?
      Piştik, piştik!
      Yoksa biz de söner giderdik, unutulurduk.

      Şimdi gönlümüzde narlar, dipdiri bir hikâyede yaşıyoruz.
      Ölümsüz!
      27 Haziran 2007

      Oyhan Hasan BILDIRKİ

 

Haziran 2007
M T W T F S S
« May   Jul »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930  

Ziyeretçi Sayacı

  • 76,528 İzleyici

Takılmalık


www.flickr.com

oyhanhbildirki's Sihirli Kareler photoset oyhanhbildirki's Sihirli Kareler photoset

Kategoriler