You are currently browsing the daily archive for Eylül 19th, 2008.

Aşk Muhteşem Bir Şiir

1

İlk yağmurlar düştü bugün, ilk yağmurlar…

İlkin toprağın kokusunu fark ettim, sonra çiçeklerin.

Islak saçlarımda, tenimde hissettiğim sıcaklığın.

Doyumsuz kokun.

Oh, bu yağmur! Oh, bu yağmur!

Sonsuza kadar hiç dinmesin.

 

Yağmura tutulmak, ne kadar güzel? Yazdıklarınla, bulut olup kalbime yağdın. Yeniden uyandırdın beni. Çıplak ayaklarımızla yağmur altında şemsiyesiz dolaşabilmenin özlemini düşürdün kalbime, çocukluğumuzdaki gibi. O yağmurlarda, gözlerinde erimek için, ne kadar ıslanmıştım biliyorsun.

 

Yağmur, gönlümüzdeki yangını söndürebilecek tek güç.

Yağmur, sevdiğimiz.

Buğulu camlara düşen sayısız anılarımız.

İnan, damla damla çatıya düşen, cama vuran yağmurun muhteşem şarkısını dinledikçe, ölümsüz sevdamızı yeniden yaşıyorum ben.

 

Ruhum, ruhunla özdeşleşiyor.

Sende yaşıyorum.

Damar damar kanımda dolaştığını biliyorum.

Yağmur, senli zamanlarımın kırbacı.

 

Oh, bu yağmur! Oh, bu yağmur!

Sonsuza kadar hiç dinmesin.

18 Eylül 2008

 

Oyhan Hasan BILDIRKİ

 

2

Son konuşmamız, son konuşmamız şairim!

Beni öylesine şaşırttın ki!

Hâlâ düşünemiyorum; senin karanlıkta gördüklerini… Ne kadar geniş hayâl gücün var senin!

Senin kalemin bundan dolayı güçlü olmalı. Hepimiz aynı gözle bakıyoruz ama senin gözlerinde sanki bir kamera var ve milim milim bütün detayları çekiyor…

Benim anlamadığım bir sözcüğün de “parlayan tenin” mesela. Bu daha da özel bir durum… Demek sezgi gücün diğer insanlardan yüksek! Olağanüstü…

Fakat senin sözcüklerinin götürdüğü anılara takıldığım kadar beni daha çok yoklayan bir anımız var: Bir yatırda dua ettikten az sonra nasılsa bir şeyler söyledim. Sende bir iki kelime ekledin ve arkasından “Bunları hemen yazmak gerek anında, yoksa unutulur!” dedin.

Durdum, omzumdaki büyük çantayı açtım ve kalemi kâğıdı sana saygıyla uzattım… Kaleme dokunmadın, öylece bakakaldın, bir müddet sonra mırıldandın ”Hiç değişmemişsin!”

“Neden?”

Soruma cevap alamadım. Galiba yazmaya başladın veya başka mısralarla devam ettin…

Bir müddet sonra tekrar yürümeye başladığımızda: “Eskiden de böyleydin kâğıt, kalem, kitapsız çıkmazdın” dedin… 

O zaman başka bir konuya geçtiğimizden üzerinde durmadım.

Fakat şimdi düşündükçe, bizi bağlayanın ne olduğunu çözmeye çalıştıkça anımsadığım bu hatıra defalarca gözümün önünde canlandı.

Demek aramızdaki bağ bu! Edebiyat sevgisi, kitap sevgisi, daha ötesi şairim. Gözlerim değildi seni fetheden, güzelliğim değildi. Sen benim edebiyata olan hürmetimi, sevgimi, bilgimi değerleyerek bağlanmıştın… Bir daha da böyle birisiyle  karsılaşmadın!

Demek istediğim, nihayet diyorum o bağın ne olduğunu anladım. Kurulmuş bir köprü var beyinlerimizin arasında ve biz değerlendiriyoruz birbirimizin fikrini, yazdıklarını, düşünüş yöntemini ve verdiği şekli…

Bence sana dediğim deyimleri belki öncesi de kullananlar oldu senin için! Fakat sende etki bırakmayışının nedeni; seneler öncesi ben o deyimleri sana senin için yazdığımda, sen o büyük hazzı daha önceden tatmış olduğundan, sonrakiler ve sonrakilerin deyimlerini aldığında aynı hazzı duymadığından, duyamadığından!

Liseden mektuplarda yazmıştın: “Edebiyatı çok seven bir kızla karsılaştım bugün” diye… Dostum bu seneye dek kim bilir daha edebiyatı seven nice kişilerle karşılaştın ama kız, ama oğlan… Fakat senin gözünde edebiyatı benim kadar seven ve değer veren yoktu ve halen de yok, önce ben gönlünde tahtımı kurduğum için.

Nedense hep bir kalem ve kâğıt arıyorum senin yazman için. Belki de o kalemi senin kadar değerlendirebilecek birini tanımadığımdan…

Bazen latife ediyorsun: “Benden güzel yazıyorsun” diye.

Bir heyecanlanıyorum, inanıyorum sana, yalancı olmadığını bildiğimden. Aniden nezaketini hatırlıyorum, yazdıklarını hatırlıyorum ve bütün inancım kayboluyor…

Sen varken bana kalem düşer mi?

Senelerdir o kalemi senin için taşıyorum.

18 Eylül 2008

 

PAPATYA

 

3

“Edebiyat, vazgeçilmezim!” Bu doğru ama benim öncelikli tek vazgeçilmezim, sensin!

Sensiz edebiyat, çöldeki seraptan başka ne olabilir ki? Sayısız kum…

Hem öykülerimde, hem şiirlerimde beni yıllardır kamçılayan ve ömrümüz oldukça da kamçılayacak olan, kalemime o sihirli gücünü veren, sensin. Sen olmasaydın, belki de “Edebiyat karın doyurmaz” derdim ve öteki kalabalıkların arasına katılırdım.

İlk okuyucum, sensin! Bu, benim için büyük bir şans!

“Karanlıkta gördüklerim…”, aynaya düşenlerim. Yaşadıklarımız… Onları anlatıyorum şiirlerimde ve öykülerimde. Her ne kadar “hayâl taciriyim” desem de, masal anlatmıyorum. Hayatın haşin yüzünü, yumuşatmak istiyorum yazdıklarımda. Hayal gücüm bu olmalı.

İlk sözümde sen varsın, sonraki sözlerimde de sen. İkimiz de “Mecnun’un kederi, kaderimiz olmasın” diye direniyoruz. Modern çağın son âşıklarıyız biz. “Sevgiye Susamak”, sevdamızın hikâyesi. Yıllardır susuzuz ve bundan şikâyetimiz yok. Bu susuzluk, aramızdaki bağın adı. İnadına sevgi. Sevgi.

Sevgisiz bir dünyada yaşadığımızı biliyoruz. İkimiz de bir umudun peşindeyiz; sevgiye susamış olanlara örnek olmak. Nice Leyla’nın kalbini serinletmek, nice Mecnun’un yolunu da çöle düşürtmemek…

İkimizin de dileği bu.

Ben, bu yoldaki gücümü senden alıyorum. Edebiyatı seven öteki kişiler, saygı duyduklarım. Ama her sözümde, virgülümde ya da cümlemde, sadece senin göz izlerin var, fısıldayışların var, imaların var, takdirlerin var. Sözün ucu, kalbime bağladığın kalbin var.

Vurgunu olduğum gözlerin, aynam.

Sen varken, kalemim asla susmaz.

Yoksan, o kalem kırılır ve ebediyen susturulur.

Benim tek vazgeçilmezim, sensin!

Sensin!

19 Eylül 2008

 

Oyhan Hasan BILDIRKİ   

 

Eylül 2008
M T W T F S S
« Aug   Oct »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930  

Ziyeretçi Sayacı

  • 76,528 İzleyici

Takılmalık


www.flickr.com

oyhanhbildirki's Sihirli Kareler photoset oyhanhbildirki's Sihirli Kareler photoset

Kategoriler