Sanki aynalarına düşürmüşler hem seni, hem beni.

Sanki aynalarına düşürmüşler hem seni, hem beni.

Bin bir renkli ilkbahar yeniden el ediyor ikimize,
Hüzünlerimizin karlar gibi erimesine ne kaldı?
Mor sümbüller sıra sıra gülümsüyor yüzümüze,
Yalnızlıklarımızın karlar gibi erimesine ne kaldı?

İlkbahar, sevdamızın mis kokulu gül bahçesi,
Birbiriyle yarışan umutlarımızın filizlenip uyanması.
İlkbahar, aklımıza takılıp kalmış çözülecek bilmeceler;
Kor ateş gönlümüzün karlar gibi erimesine ne kaldı?

Hava serin, bir tutam mavi, sıralanmış ak bulutlar,
Sanki aynalarına düşürmüşler hem seni, hem beni.
Umutlarımızın gergefine uzanıyor ellerimiz;
Buz tutmuş okyanusların karlar gibi erimesine ne kaldı?

Ah canım, kalbim isyankâr fırtınaların baskınında şimdi,
İlkbahar kokusuyla tepeden tırnağa dut gibi sarhoşum.
Güneş ilk renklerini kuşanmış yükseliyor tanyerinde;
Kara günlerin karlar gibi erimesine ne kaldı?

Umut bezirganıyım ben, başka malım da yok zaten,
Ayrılığın yaman elbisesini kimselere satamadım gitti.
Senli günlerimin şarkıları çın çın kulaklarımda;
Hasret ateşlerinin karlar gibi erimesine ne kaldı?

Yalnızlıklarımızın karlar gibi erimesine ne kaldı?
Mor sümbüller sıra sıra gülümsüyor yüzümüze.
Hüzünlerimizin karlar gibi erimesine ne kaldı?
Bin bir renkli ilkbahar yeniden el ediyor ikimize.
19 Mart 2009

Oyhan Hasan BILDIRKİ