Hayat, yaşadıklarımızın söze dökülmüş resmi.
      Hayat, sen ve ben.
      İkimizin hayatı.
      Muhteşem bir efsane! Sevgiyse, sevgi… Muhabbetse muhabbet. Dalları, mazide olan sevgi ağacı.
      Uçup gittim yine. 
      Henüz yazmak istediklerimin ilk satırında bile değilim. Kalbimden dilime düşen sözler, beni kendi kucağına çekip aldı.
      Bir sevda şarkısı, çın çın kulaklarımda. Yüreğim kıpır kıpır.
      Nadide çiçeğim benimle. 
      Beni kuşatan huzur, bu işte: Senin varlığın, gülümseyen gözlerin.
      Sen buna “rahatlık” diyorsun. “Bambaşka bir his!” diyorsun.
      Doğru.
      Bu aramızdaki, sevdamızın özeti. 
      Seninle doğdum ben, biliyorsun. Seninle dilim çözüldü. Seninle kalbim, üşümekten kurtuldu. Ateşim senden geliyor. Ateşleyenim sensin ve daima öyle kalacaksın.
      Sensiz, kaynağı kurumuş bir pınarım.
      Damla su biriktiremeyen bir pınar.
      Öksüz şiirlerimin sebebi.

 

      Çocuklarımız, yapraklarımız. Bu yapraklara ne yazdıysak, okunacak olan da o değil mi? Meydan okumaksa meydan okumak! İsyansa isyan… Ama biz onlara güzel şeyler bıraktık, üstelik bunlara ölümsüz hikâyemizi de ekledik. Mecnun olmak ya da Leylâ diye anılmak isterlerse, bizi örnek alacaklar.
      Yol bu. Hayat dedikleri şey, bu işte!
      Kalpte sevdanın sıcaklığını taşımak. Daima sevgiye susamak…
      Hayatın özü, gerçek mayası.
      Seni sevmesem, ne yapardım bilemiyorum.

 

      Seni sevdim, meşhurun oldum!
      Seni sevdim, deli ozanının oldum.
      Seni sevdim, hayatın oldum…

 

      Sen de öylesin bir tanem, hayatım, canım.
      Kadınım! 
      12 Şubat 2008

 

      Oyhan Hasan BILDIRKİ